Sayfalar

20. Yüzyıl Nasıl Bir Komünist Vahşet Yaşadı?

1917'de Rusya'da gerçekleşen kanlı Bolşevik Devrimi ile başlayan komünist vahşet, önce yeni kurulan Sovyetler Birliği'nin geneline, ardından Doğu Avrupa'ya, Çin'e, Kore'ye, Vietnam'a, Kamboçya'ya, Latin Amerika ülkelerine, Küba'ya ve Afrika'ya yayılmıştır.
20. yüzyılda gerçekleşen iki dünya savaşı sırasında ve sonrasında, doğrudan veya savaşın dolaylı etkilerinden dolayı 350 milyondan fazla insan yaşamını yitirmiştir. Bunların 120 milyonu sırf sivillerdir. Ülkelerde yaşanan komünist vahşeti şöyle özetleyebiliriz:
Lenin, Darwinizm'e olan bağlılığının bir sonucu olarak, insanları bir hayvan sürüsü gibi görüyordu. Dolayısıyla yönetimi altındaki insanlara karşı en zalim yöntemleri kullanmaktan ve teröre dayalı fikirlerini yaygınlaştırmaktan çekinmedi.


Lenin, orak çekiç



Sovyetler Birliği

Bolşevik devrimciler
Resimde görülen ve Kasım 1917'de St. Petersburg'da silahlarıyla poz veren Bolşevik devrimciler Lenin'in kirli ve korkunç vahşet döneminin birer simgesiydiler.
 
Sovyetler Birliği'nde Lenin liderliğinde büyüyen Komünist Parti, silahlı mücadele ve propaganda yöntemlerini kullanarak bir devrim gerçekleştirdi.
Lenin döneminde gerek Kızıl Ordu birlikleri, gerekse de Lenin'in kurdurttuğu "Çeka" adlı gizli polis örgütü, devrim karşıtı kabul ettikleri bütün toplum kesimlerine yönelik büyük bir terör uyguladılar. Hatta militanlar, halka karşı özel vahşet stilleri geliştirdiler.
Bolşevik militanlar, Çeka polisleri ve Kızıl Ordu birlikleri, Rusya'nın dört bir yanındaki köyleri basarak, zaten çok zor koşullarda yaşayan köylülerin yegane besin kaynağı olan mahsulleri silah zoruyla toplamaya başladılar. Bu uygulamanın sonucunda ülkede çok büyük bir kıtlık yaşandı.
 
Stalin yapımı kıtlık nedeniyle 6 milyon insan açlıktan öldü, yüzbinlerce çocuk bu felaketin hedefi oldu.
Kollektifleştirmeye karşı direnenler kurşuna dizildi, diğerleri çocuklar, kadınlar ve yaşlılarla birlikte sürgüne gönderildi. Bu insanlardan pek çoğu ağır sürgün şartlarına dayanamayıp yaşamını yitirdi.
Lenin ve Stalin dönemindeki komünist vahşetin bilançosu:
  • Yargılamadan hapsedilen on binlerce rehinenin kurşuna dizilmesi ve 1918-1922 yılları arasında ayaklanan yüz binlerce işçi ve köylünün katledilmesi;
  • 5 milyon insanın ölümüne yol açan 1922 açlığı;
  • 1920'de Don bölgesinde yaşayan Kazakların ortadan kaldırılması ve sürgüne gönderilmesi;
  • 1918-1930 yılları arasında on binlerce insanın toplama kamplarında öldürülmesi;
  • 1937-1938 yıllarında yaşanan Büyük Temizlik sırasında 690.000'e yakın insanın öldürülmesi;
  • 1932-1933 yıllarında 6 milyon Ukraynalının kasıtlı olarak meydana getirilen açlıktan dolayı ölmesi; (Bu kıtlığın sebebi, Sovyet topraklarında yeterince tahıl yetişmemesi değil, komünist partisinin tahılın dağıtımına izin vermemesi idi. Yani bu olay, özel olarak gerçekleştirilmiş bir kitle katliamıydı.)
  • Önce 1939-1941 yılları arasında, ardından da 1944-1945 yıllarında yüz binlerce Polonyalı, Ukraynalı, Baltıklı, Moldavyalı ve Besarabyalının sürgüne gönderilmesi;
  • 1941'de Volga Almanlarının sürgüne gönderilmesi;
  • 1944'te Kırım Tatarlarının sürgüne gönderilmesi ve ölüme terk edilmeleri;
  • 1944'te İnguşların sürgüne gönderilmesi ve ölüme terk edilmeleri.
  • Sovyetler döneminde Polonya, Macaristan, Çekoslovakya, Romanya, Bulgaristan, Arnavutluk, Doğu Almanya gibi Avrupa ülkeleri, Stalin'in kanlı rejiminin pençesine düşmüşlerdir.

komünist vahşet


 1921 ve 1922 yıllarında, Lenin'in oluşturduğu kasıtlı kıtlık sonucunda, Sovyet sınırları içinde tam 29 milyon insan açlıkla pençeleşti. Bunların 5 milyonu ise bu sebeple yaşamını yitirdi. Lenin ve Stalin dönemindeki komünist vahşetin bilançosu gerçekten de çok ağırdır.

Çin

Mao Tse Tung
Çin komünizmi, Stalin Rusyası'nın desteğiyle gelişti ve iktidara geldi. Ancak Kızıl Çin'in halka yaşattığı vahşet, Stalin'i bile gölgede bırakacak kadar şiddetli oldu.
Mao Tse Tung
Politik idamlar, Kızıl Çin rejiminin olağan eylemlerinden biridir. Pek çok insan, "Mao'nun yolundan gitmemek" suçlamasından dolayı sokak ortasında infaz edilmiştir.
Çin, 1949 yılında Mao Tse Tung önderliğindeki komünist gerillalar tarafından ele geçirildi. Bu ise Çin için; -cinayetler, kitle katliamları, işkenceler, kıtlıklar, yoksullaşma, yozlaşma ve kendi içine kapalı, donuk bir korku toplumu demekti.
Komünizm hakkında en ufak bir olumsuz tavrı görülen milyonlarca insan, herhangi bir suçları olmadığı halde komünizme muhalif sayılarak tutuklandı, hapsedildi ve büyük kentlerin meydanlarında düzenlenen idam törenleri ile öldürüldü.
O dönemde Mao'nun direktifleriyle 6 ila 10 milyon arasında kişinin doğrudan öldürüldüğü hesaplanmıştır. Yaklaşık 20 milyon "karşı devrimci" olarak nitelendirilen kişi de, ömürlerinin önemli bir bölümünü cezaevlerinde hayvan muamelesi görerek geçirmiştir.
Tiananmen Meydanı'nda Haziran 1989'daki katliam da (1000 civarında ölü) Çin'de yakın geçmişte yaşanan vahşetin bir örneğidir.
Tarım alanındaki komünist uygulamalar da Çin halkına sadece büyük bir kıtlık ve işkence getirdi. Uygulamalara direnen insanlar aç bırakılarak cezalandırıldı. Bazı köylerde açlıktan kaynaklanan ölümlerin oranı yüzde 50'yi geçmişti. O dönemde kıtlık sonucunda ölen insan sayısının 40 milyon kadar olduğu tahmin edilmektedir.
Tibet'in Çin'e direnişini yıllar boyu yöneten Dalai Lama, Çin komünizminin halkına uyguladığı vahşeti şöyle anlatır:
(Tibetliler) yalnız kurşunlanmakla kalmadı; öldüresiye dövüldüler, çarmıha gerildiler, canlı canlı yakıldılar, boğuldular, parçalandılar, açlıktan öldürüldüler, boğazlandılar, asıldılar, haşlandılar, canlı olarak toprağa gömüldüler, kollarından bacaklarından gerilerek parçalandılar ya da kafaları koparıldı.

Kızıl Çin, dünyanın en büyük komünist vahşetinin yaşandığı dehşet ve katliam mekanı haline gelmişti. Komünist yayınlar ise, bu vahşeti örtbas edebilecekmiş gibi aldatıcı komünist propagandalara evsahipliği yaptı. Ellerinde çiçeklerle komünist rejime destek veren mutlu halk; kızıl kitaplarıyla neşe içindeki köylü, asker ve işçilerin gülen yüzleri; huzur içindeki köylüler ile içiçe olan, köylünün ve işçinin sorunlarını dinleyen mutlu bir Mao portresi, büyük bir yalanı dünyaya yaygınlaştırabilmek amaçlıydı. Bu mutluluk tablolarının ardındaki gerçek ise kuşkusuz ki çok acı vericiydi.
komünizm gerçeği 
Komünizm gerçeği, komünist yayınlardaki sahte çizimlerden çok başkadır. İnsanlar sebepsiz yere toplu halde katledilmişler, her bulundukları yerde idam edilmişlerdir.
Komünist yayınlardaki mutlu halk propagandası dev bir yalandır. Mao dönemi, Çin halkının büyük bir bölümünün açlık ve kıtlıktan dolayı hayatını kaybettiği, "burjuva" olarak nitelendirilen profesörlerin, sanatçıların, devlet adamlarının ve yazarlarının halk önünde aşağılanarak, boyunlarına hakaret dolu yaftalar asılarak idam edildiği gerçek bir vahşet dönemidir. 
Uygur Türkleri, Mao'nun iktidara geldiği 1949 yılından itibaren sistemli bir soykırımla karşılaştılar. Çin, Uygur Özerk bölgesinde hiçbir önlem almadan nükleer denemeler yaptı. 1964 yılından bu yana 46 nükleer deneme gerçekleştirildi. Bu nükleer denemelerin sonucunda Uygur Türkleri arasında kanser oranı olağanüstü derecede arttı, pek çok çocuk sakat veya ölü olarak doğdu.
Uygurların 1 taneden fazla çocuk sahibi olmalarının yasaklandığı Doğu Türkistan'da, bu yasağa uymayanların çocukları anne rahminde kürtajla katledildi. 1953 yılından bu yana sürdürülen asimilasyon politikası sonucunda Uygur Özerk Bölgesi'nde %75 olan Müslüman nüfus oranı günümüzde %35'lere kadar düşmüştür. Bugün 25 milyonu aşkın Doğu Türkistanlı Müslüman, hala Çin baskısı altındadır.
Tarihçilerden ve öğretim üyelerinden oluşan bir ekip tarafından hazırlanan ve komünizm adı altında işlenen suçların biraraya toplandığı Le Livre Noir du Communisme (Komünizmin Kara Kitabı) isimli kitapta, Çin'deki komünizmin vahşi uygulamaları şöyle tarif edilmiştir:
Hepsi ölüme mahkum edilen devrim karşıtları, bütün halkın davet edildiği açık duruşmalarda, Kızıl muhafızlar tarafından parçalanıyorlardı. Halk ise bu esnada "öldür, öldür!" diye bağırıyordu. Kızıl Muhafızlar bazen parçaları kızartıp yiyor ya da hala canlı olan mahkumun gözleri önünde ailesine yediriyordu; herkes "eski mülk sahibi"nin karaciğerinin ve kalbinin yendiği ziyafetlere ve konuşmacının yeni kesilmiş kafalardan yapılmış bir kazık dizisi önünde konuştuğu toplantılara davetliydi. Çin'de yamyamlığa varacak kadar şiddetlenen nefret ve vahşet hakimdi. 

Kamboçya

Pol Pot
Kızıl Kmerlerin acımasız lideri, 3 milyon Kamboçyalı'nın katili Pol Pot.
Nisan 1975 yılında Pol Pot adlı bir Mao'cu önderliğinde Komünist Kızıl Kmerler başa geldi ve bütün şehirleri ve kasabaları tahliye ettiler.
Kızıl Kmerler rejimi, tarihte komünist cinnetin doruk noktası olarak değerlendirilmektedir.
Pol Pot yönetiminde dünyanın en büyük katliamlarından biri gerçekleşmiştir. Yalnızca 1975-1979 yılları arasında, nüfusu 9 milyon olan ülkede, yaklaşık 3.3 milyon kişi, kafasına kurşun sıkılarak, kafatası baltayla parçalanarak, başından torba geçirip boğularak veya açlığa mahkum edilerek öldürülmüştür.
Pol Pot idaresindeki parti, ülke için yapılması gereken tek komünist görevin, pirinç tarlalarında ölesiye çalışmak olduğuna karar vermiş ve tüm Kamboçya nüfusunu tarlalarda çalışmaya zorlamıştır. Şehirlerde yaşayan on binlerce insan -devlet adamları, bürokratlar, öğretmenler, aydınlar- köylere sürülmüş ve oluşturulan kollektif çiftliklerde çok ağır şartlarda çalıştırılmıştır.
Çalışmak sırasında kaytarmak, toplanan ürünlerden bir parça bile olsun izinsiz olarak yemek veya herhangi bir dini ibadet yapmak, "devrime isyan" sayılmış ve bu bahanelerle neredeyse her dakika bir insan öldürülmeye başlanmıştır. Her aileden en az bir kişi, bu katliamlarda hayatını kaybetmiştir.
Pol Pot rejiminde öldürülecek insanlar önce kafalarına kurşun sıkılarak infaz edilmektedir. Ama sonra bunun "mermi israfı" olduğuna karar verilmiş ve daha vahşi yöntemler kullanılmıştır.
Kızıl Kmer rejimi, Vietnam'ın 1979'da Kamboçya'yı işgal etmesiyle sona ermiştir. Vietnamlılar, bir önceki rejimin vahşetini dünyaya sergilemek için "ölüm tarlaları" olarak anılan pirinç tarlalarını kazarak cesetleri çıkarmış ve bunları sergilemişlerdir.

Kore, Kamboçya
Komünist Kızıl Kmerler, katlettikleri insanların bazılarını numaralayarak resimlerini çekmişlerdir. Fotoğraflar, idam edilmeden önce görüntülenmiş Kamboçyalılara aittir.
Kızıl Kmerlerin ölüm tarlalarında, binlerce toplu mezar bulunmuştur. Yandaki kemikler, başlarına plastik torba geçirilerek boğulan Kamboçyalılara aittir. Kamboçya, tarihin en büyük komünist vahşetini yaşamıştır.

Kuzey Kore

Asya'daki kızıl vahşet sadece Çin ve Kamboçya ile sınırlı kalmamış, Kuzey Kore'deki komünist rejimler de kendi halklarına karşı acımasız bir terör uygulamışlardır. Ülkede, Mao'nun uygulamalarından daha da acımasız olan Juche doktrini uygulanmaktadır.
Komünist tarım politikaları yüzünden büyük bir verimsizlik, kıtlık ve toplu ölümler olmuştur. 1990'lı yıllarda Kuzey Kore'de tahminlere göre yaklaşık 2 milyon insan açlıktan hayatını kaybetmiştir hatta bu sayının 4 milyona kadar ulaştığı belirtilmektedir. Halkın durumu böyleyken askeriyeye yapılan harcamalar ve balistik füzelere harcanan paralar da ülke kaynaklarını tüketmeye devam etmektedir.
Kuzey Kore


 Asya'daki kızıl vahşet sadece Çin ve Kamboçya ile de sınırlı kalmamış, Kuzey Kore ve Vietnam'daki komünist rejimler de kendi halklarına karşı acımasız bir terör uygulamışlardır. On yıllarca Kim Il Sung'un diktası altında yönetilen Kuzey Kore rejiminin katlettiği insan sayısının 1.5 milyon olduğu hesaplanmaktadır.


komünist dünya
 İkinci Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında komünist vahşet pek çok ülkede yaygınlaştırıldı. Komünizmin pençesine düşen ülkelerde katliamlar, idamlar, kıtlık ve açlık milyonlarca insanın hayatına maloldu. Avrupa, Asya, Uzak Doğu ve Güney Amerika'ya kadar yayılan komünist vahşetin bilançosu çok büyüktü. Tarihte yaşanan bu gerçek bizlere, komünizmin asıl hedefinin dünya hakimiyeti olduğunu bir kez daha göstermektedir.

20. yüzyıla dehşet getirmiş olan bu sapkın ideoloji bugün hala canlı durumdadır. Ve şu anda hedef, 20. yüzyılın başarısız olarak nitelendirilen komünist girişiminin yerine, bütün dünyaya hakim olacak daha kapsamlı bir komünist hakimiyet kurabilmektir.